Yazılı ve görsel başında biz

Hande Köseoğlu yazdı...
Burada hayat yavaş akar. Kimsenin acelesi yoktur.
Trafik yoktur. 13.00’teki randevun için evden 12.55’te çıkarsın. Sinirli insanlar yoktur. Gülümseyen insanlar vardır. Telaşlı insanlar yoktur. Sakin insanlar vardır. Hırslı insanlar yoktur. Yetinen insanlar vardır. İnsanı da, kedileri de, musluktan akan suyu da miskindir buranın. Ağır ağır, tane tane devamı
Onunla Cunda başka bir güzel
Bir rüyadan uyanıp başka bir rüyanın içinde bulmak kendini…
Kuleli Konak’taki misafirliğimizin o ilk şaşkın, heyecan dolu ve giderek sadeleşen gününün ardından geçirdiğimiz ve misler gibi uyuduğumuz gecenin sabahını en iyi bu sözler tarif edebilir sanıyorum.
Cunda’da saat sabahın 10.00’u ve biz sora sora Bağdat bulunur hesabı düştük kalacağımız yeri bulmaya yola. Kuleli Konak… Meğer herkes biliyormuş. Hatta kurtarılmış, yaşatılmış, tepesinde kulesi olan tek Rum eviymiş… farkında değiliz. Açıkçası biz sadece huzurlu, içten, temiz, güler yüzlü bir tatil mekanı devamı...
Cunda planıyla ilgili herşey aslında Tuba ve Müge'nin yazın yaptıkları Cunda tatilinde yılbaşıyla ilgili bilgi almalarıyla başladı. 2009 Haziranında duyduklarımızdan o kadar etkilenmiştik ki yılbaşında nerede olacağımızı biliyorduk. Kalacağımız yer ile ilgili de hiç soru işaretimiz yoktu çünkü Tuba'nın arkadaşı Mine vardı.
Mine, belki de birçok kez duyduğunuz Cumhuriyet Sokakta bulunan Kuleli Konak Düş Evi'ni işletiyor. Çok da iyi yapıyor. Mekan konaklamak için çok keyifli ama Mine'nin samimiyeti ve misafirperverliği devamı...




